Yaklaşımımızdaki olumlu ve olumsuz yanları yeniden gözden geçirip hataları düzeltmek için hiçbir zaman geç değildir.
Öncelikle çocuğunuzu olduğu gibi “kabul” ediniz. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla, eksiğiyle, fazlasıyla… Her çocuk aynı mizaçla doğmaz.
Kimi tez canlı, kimi ağırkanlı, kimi içe dönük, kimi dışa dönüktür.
Bazı davranışlar öğrenilebilir, mesela içe dönük biri iletişim yeteneğini geliştirip daha sosyal olabilir, kendini ifade edebilir.
Ama orijinal mizacı değişmez ve “dışa dönük” birine dönüşmez. Bu, gerekli de değildir.
Herkes kendi doğası içinde yapabileceğinin en iyisini yapar ve olabileceğinin en iyisi olursa zaten yeterince güzel bir sonuç ortaya çıkacaktır.
Kabul etmek, onaylamaktan farklıdır. Mesela çocuk çabuk öfkelenen ve fevri bir yapıya sahip olabilir. Onun “kişiliğini” olduğu gibi kabul edebiliriz.
Ancak öfkeli davranışlarını onaylamak zorunda değiliz. Onu sakin biri olmaya zorlayamayız ama birine zarar vermesine de müsaade edemeyiz.
Hz. Peygamber de etrafındaki Hz. Ömer, Hz. Ebubekir, Hz. Osman gibi farklı mizaçlara sahip dostlarının kişiliklerine hiç müdahale etmemiş ancak uygun görmediği davranışlarını uyarmıştır.
0-6 yaş arası çocuk eğitimi açısından çok önemli bir dönemdir: Bu dönemde kişiliğin yaklaşık üçte ikisi şekillenir.
Çocuğun dünya tasavvuru bu süreçte oluşur. Bu dönemde çocukla ne kadar yakından ilgilenir ve güzel iletişim kurarsak onun ruh sağlığına o denli büyük bir yatırım yapmış oluruz.
Çocuk, yaşadığını öğrenir: Ona iyi bir model olunuz. Ona ne verirseniz, size benzerini sunacaktır.
Onda görmek istediğiniz (dürüstlük, sabır, sorumluluk, merhamet gibi) güzel özellikleri öncelikle siz sergilerseniz o da sizi taklit edecek ve özdeşim kurarak bu özellikleri içselleştirecektir. Kendi çocukluk yıllarınızı hatırlayıp onu anlamaya çalışın.
O çağda neler hissettiğinizi, neler yaşadığınızı düşünün.
Onun sizi ve endişelerinizi anlaması zordur ancak siz, bir zamanlar çocuk olduğunuz için onu daha kolay anlayabilirsiniz.
Ona empati ile yaklaşın ve onu “anladığınızı” mutlaka hissettirin. Her çocuk biriciktir. Kardeşler bile birbirinden farklı yapıda yaratılmışlardır.
Her birinin ayrı yetenekleri ve özellikleri olacaktır. Hiç kimseyle kıyaslamayınız ve kalıba sokmaya çalışmayınız.
Onların bireyselliğine saygı duyarak kendi gelişimini sağlamasına fırsat veriniz.
Çocuğunuzu disipline edebilmek için -akla ve mantığa uygun- sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle) birlikte koyun.
Koyacağınız kurallar uygulanabilir olmalıdır: Her aile için geçerli, standart kurallar yoktur.
Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi tecrübenizle keşfetmelisiniz.
Çocuklar büyüdükçe kuralları tekrar gözden geçirmeli ve gerekiyorsa esnetmelisiniz.
Onun kendine yetebilen, güçlü bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız, olumlu davranışlarını onaylayıp destekleyiniz.
Takdir ettiğinizi gösteriniz: Olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayınız.
Çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler.
Bazı davranışları yasaklamak yerine diğer olumlu davranışları desteklemeyi tercih ediniz.
Çocuğunuza zaman ayırın: Çoğu ebeveyn, çocuğunu kalpten sevmekle ve maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmektedir.
Özellikle yoğun çalışan anne babalar çocuklarına vakit ayıramadıklarından şikâyetçidirler.
En azından akşamları onunla konuşmak, “Bugün okulda ne yaptınız, günün nasıl geçti?” gibi sorular sormak ve onu dinlemek gerekir.
Birlikte alışverişe çıkabilmek, akşam yürüyüşleri yapabilmek, sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir.
Çocuğumuzu erkenden büyümeye zorlamak onu olgunlaştırmaz, aksine zarar verir. Ona çocukluğunu yaşama fırsatı vermek gerekir.
Erken büyümek zorunda bırakılan hemen her çocuk yetişkinliğinde bunun hüznünü duyar ve bu durumun yol açtığı çeşitli sorunlar yaşar.
Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır: Sabrımız tükenebilir, yorulabiliriz, zaman zaman çaresiz hissedebilir ve öfkelenebiliriz.
Anne babalar da insandır, yaşadığınız ve hissettiğiniz duygulardan dolayı kendinizi suçlamayın.
Arada bir nefes alabilmek için kendinize zaman dilimleri oluşturun. Sizin hayatınız size, onların hayatı da onlara aittir.
Orta bir yol bulup kendinize de zaman ayırabilmeli ve kendinizi dinlendirebilmelisiniz.
Çoğu anne baba kendine zaman ayırdığı zaman suçluluk duyguları yaşar.
Oysa bu hem sizin ihtiyacınızdır hem de nihai olarak daha sağlıklı ve dinlenmiş bir anne baba, çocuk için de daha iyi birer ebeveyn olacak enerjiyi kendinde bulabilecektir. Çocuğumuzun da bizim de mutlaka eksik ve yetersiz olan taraflarımız vardır.
Onu olduğu gibi kabul ederken kendinize haksızlık etmeyin.
Ciddi bazı psikolojik rahatsızlıkları olanlar dışında hiçbir anne baba bilerek çocuğuna kötülük yapmaz.
Bilmeden yaptığınız hatalar için kendinizi acımasızca yargılamayın.
Hatasını fark edip bundan dönen ve telafi etmek için çalışan bir anne baba uzun vadede çocuğu üzerinde olumlu izler bırakabilir.
Önemli olan, onu sevdiğinizi, değer verdiğinizi, olduğu gibi kabul ettiğinizi ve hata yapsa bile sevmeye devam edeceğinizi bir şekilde çocuğunuza hissettirmenizdir.
Bunlardan emin olan bir çocuk büyük ölçüde mutlu ve huzurlu bir şekilde büyür ve sağlıklı bir birey olmaya doğru yol alır. Allah’a emanet olunuz.
