Çêlik Köyü’ne sözkonusu tarihte baskın yapan askerler, köylülerden Ahmet Kavakçıoğlu, Mehmet Kavakçıoğlu, Alaaddin Acar, Fahrettin Acar, Mahmut Erol, Süleyman Erol ve Zülfer Akkurt’u öldürdükten sonra bedenlerini yaktı. Öldürülenlerin yakınlarının şikâyeti üzerine Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Aralık 1993’te soruşturma başlatıldı, ancak daha sonra “görevsizlik” kararı alınarak dosya Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.
Başsavcılık, “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar vererek dosyayı kapattı.
JİTEM katliamlarına dair yıllar sonra ortaya yeni bilgiler çıkması üzerine umutlanan öldürülen isimlerin yakınları, Kasım 2013’te Özel Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Yapılan başvuru üzerine Ali Tapan hakkında “Birden fazla kişiyi kasten öldürme” suçu kapsamında soruşturma başlatıldı. Fakat özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla dosya, 2014 yılında Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Başsavcılık, sadece İlçe Jandarma Komutanı Tapan’ın ifadesini almakla yetindi. Soruşturmaya dair de 2020 yılında “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı alındı.
Savcılığı 7 yıl boyunca keşif dahi yapmadığı cinayetlerin işlendiği Çêlik Mahallesi, aynı yıl Ilısu Barajı sularının altında kaldı.
Midyat Sulh Ceza Hakimliği, “takipsizlik” kararını 2021 yılında kaldırdı. Hakimlik, değerlendirmesinde Başsavcılığın dosyayı sürüncemede bırakarak, “zaman aşımına” neden olduğunu belirtti. Etkin soruşturma yürütülmediğini belirten Hakimlik, başka araştırmaların yapılması gerektiğini kaydetti.
Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı üzerine soruşturma dosyasının gönderildiği Dargeçit Cumhuriyet Başsavcılığı, bir kez daha “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar vererek, dosyayı kapattı.
Kararının gerekçesinde, Başsavcılık, “insanlığa karşı suç” kavramının Türkiye’de 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edildiğini, bu nedenle bu tarihten önceki suçların bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini savundu.