Bu kadar yeşil seven ve doğan seven yurttaşın olduğu bir memlekette yaşadığımdan dolayı sevinmeye ve umutlanmaya başladım nerdeyse! Sonra karar verdim bizim Doğu ve Güney Doğu illerinde yıllardır ormanlar yakılıyor ve dağlardan ateş eksik olmuyorken, dahası son birkaç aydır ortada hiçbir güvenlik tehlikesi yokken bizim yanı başımızda Bagok Dağlarının bitişiğinde yüzlerce dönümlük orman arazi gencecik meşe ağaçlarına rağmen adeta katliama uğratıldı.
Her yoldan geçtiğimde içimin cız ettiği ve nefretle kınadığım bu çevre ve orman katliamına başta kendilerini bizim büyüklerimiz sananlar ve sonra onların peşinden kuyruk gibi ayrılmayıp her dediğine “ öyledir ağam, öyledir paşam” diyen bizler adeta üç maymunu oynayıp yüzlerce dönüm arazinin yok olmasına göz yumduk ve ellerimiz kollarımız bağlıymış gibi seyre daldık. Daha ötesi kamyonlar içinde ilçeye, Mahalleye, köye para karşılığı kesilen bu ağaçlar halka satıldı ve satanlara zıkım u kerafi olurken bizlerde kış ortasında sıcak bir yuvada mutlu bir yaşam sürmeye devam edeceğiz, tabi bizi ısıtan ağaçların nerden geldiğini bile bile!
Evet, meseleyi ağaç sevgisine ve politikayla alakalandırmışken devam edelim: Şimdi birileri çıkıp ağaç sevgisinden bahsediyor, diyor ki efendim Gezi parkında ağaçlar kesildiği için eylem yapıyoruz ve bu ağaçları kesenleri durdurmak için mücadele ediyoruz, Vallahi yalan! Hem de koskoca bir yalan. Yukarı da da yazdım yıllar yıllı Cudi, Gabar, Herekol ve Bagok dağları günlerce yanarken bu ağaç sevdalıları neredeydiler ve ne yapıyorlardı acaba? Yoksa deniz kenarında içiyorlar mıydı? Ya da Ergenekon Terör örgütü ile birlikte bu ülkeyi yok etmek için planlar mı yapıyorlardı bilinmez: Ama şu bir gerçek ki O park ağaç aşkına vatan aşkına toplanan insanlardan çok daha fazlası başka amaçlar için ve ülkemizin içine binmiş olduğu barış trenine sabotajlar düzenlemek ve ortamı germek için orada olduğunu düşünüyorum.
Yoksa eğer mesele ağaç aşkı ve yeşillik aşkı olsaydı özelikle CHP zihniyeti sadece orada bulunmaz ve yeşilliğin yok edildiği bir yana insanların binlerce kez yok edildiği bizim burarı da görürdü ve bizim ağaçlarımız için de eylem yapar hükümetlerle yeşillik adına çevre adına savaşırdı. Fakat tarihi yok etmekle ve asimilasyonla yazılı olan bir zihniyetin kalkıp masum bir şekilde ağaçların korunması için bu kadar zarar veriyoruz İstanbul ve ülke halkına derse kimse inanmayacaktır, deyim yerindeyse buna kargalar da güler.
1923 Yılında kurulan Cumhuriyet tarihinden bu yana hiç eksilmeyen katliamların yanında hiçbir ağaç katliamını görmeyen ve geçmişi ile yüzleşmeyen bir zihniyetin bu gün kalkıp ağaçlarla olan aşkını ilan etmesinin yanında bunca huzursuzluğun olmasına sebep olması kaygı vericidir. Türkiye halkları tarafından sandıklarda adeta gömülen bir zihniyetin başka yollarla bu ülkeyi tekrar ele geçirme hesapları yine bu halkların demokratik mücadelesi ile bertaraf edilecektir.
Her şey bir yana demokratik tepkilerin olması her zaman halkın yararına olacaktır, fakat halkın demokratik taleplerini dile getirmede gösterdiği şiddet ve suiistimaller de kabul edilemez. Gezi Parkında ve ülkenin birçok yerinde toplanan insanların hepsinin aynı yıkım zihniyetine mensup ve politize edilmiş kişilerin olması elbette düşünülemez, bu şekilde düşünmeyenlerin ve orada gerçekten haklı bir neden için toplananların da vermiş olduğu mesajı da çok iyi okumak ve anlamak gerekiyor.
Diğer yandan da mevcut hükümetin seçim zaferlerinin sarhoşluğu içinde unuttuğu diğer % 50"lik bir halk kitlesinin de her zaman dikkatli bir şekilde takip edilmesi ve yasal isteklerinin gözden geçirilmesi ve gerektiği gibi yerine getirilmesi de gerekir. Yoksa hükümet sadece aldığı oylara güvenerek yol alırsa ve kendine oy vermeyen diğer yurttaşları bir kenarda unutursa bu işin sonu işte böyle olur. Kısacası adaletin düzgün olmadığı ve yürümediği bir yerde yıkım var olacaktır ve bütün mabetler o adaletsizliğin altında yok olacaktır. Hani derler ya “ bir musibet Bin Nasihatten daha hayırlıdır” diye, işte bu Gezi Parkı musibeti de belki bize ve özelikle de hükümette bir uyarı ve kendisine gelmesi için bir işaretti. Yani hükümet bundan sonra bir şeyi yaparken iki kere düşünmek zorunda kalacak ve böylece halkın istekleri ile birlikte hareket edip daha sağlıklı kararlar alacaktır.
Sözün kısası bu eylemlerden kazancımız da oldu zararımız da: Kazancımız şu oldu, artık dağlarımız yandığında ve Gabar"da Cudi"de Herekol"da orman yok edildiğinde kimleri arayacağımızı öğrendik: Yani artık üç ağaç kesilse biz de eylem yapacağız, eylemi yaparken bölgenin bütün CHP il ve ilçe teşkilat başkanlarını yanımıza alacağız ve yanan – yakılan ormanlara korkusuzca müdahale edeceğiz. Eh artık bizim de ormanlarımızın sahibi var bu da Gezi Parkı eylemlerinden kazancımız oldu. Diğer yan dan da hükümet halk tarafından uyarıldı ve artık kimsenin tek başına bir dünyayı yönet emeceği gerçeği meydana çıktı. Bunlar bizim kazançlarımız oldu bu meselede. Diğer kayıplarımız ise inşallah kimsenin ölüm haberi gelmez gerisi teferruattır. Cana gelmeyen zarar yeter ki mala olsun bunca gerçeği öğrenmek için bu kadar mal zay etmek normaldir.
Hurşit Baran MENDEŞ
