Din eğitiminde gönüllülüğün önemini ve berekete vesile olduğunu bilir. Tatillerinden fedakârlık yaparak Kur’an öğrenmeye gelen çocuklara eğitim vermenin önemli bir görev olduğunu bilir ve bu vazifenin manevi mesuliyetini yüreğinde hisseder.
Özellikle ilk günlerde bütün yorgunluğuna rağmen gülümsemesini ve sıcak ilgisini hiçbir veliden ve öğrencisinden esirgemez. Eğitimde temel ilkelerden birisinin ilgi ve sabır olduğunu kendine telkin eder.
Eline aldığı Elifba kitabı ya da yüreği hizasında tuttuğu Kur’an-ı Kerim’le neşe içerisinde Yaz Kur’an Kursuna gelen öğrencilerin heyecanını gün boyu ve kurs süresince canlı tutmayı hedefler.
Bir görevin öretilmesinden çok sevdirilmesi gerektiğini bilir. Öretmek değil, sevdirmek prensibinden yola çıkar. Sevgi, sabır ve hoşgörü temel prensiplerinden hareket ettiği sürece çok üyelerin öretileceğini bilir. Öğrencilerle iletişimi dengeli olur. Onlara alçakgönüllü ve sevecen davranır. Disiplin adına onlarla arasına duvarlar ören bir öğretici olmaktan çekinir. Otoriter değil, öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenen ve onlara yol gösteren rehber bir öğretici olur. Öğrencilerinin duygularını, düşüncelerini anlamaya çalışır ve onlarla bütünleşir. Özel problemlerine zaman ayırarak onları aktif olarak dinlemeye çalışır. Kendisine veya çocuğuna nasıl davranılması gerektiğini düşünerek onlarla empati kurar.
Öğrencilerinin yanlarının getirdiği özellikleri ve psikolojisini bilir ve onları anlamaya çalışır. Bu konuda bilgi sahibi olmaya çalışır. Eğitimcilerden faydalanmaya çalışır.
Öğrencilerine değer verir ve onları önemser. Onların arasından ülkemize ve insanlığa büyük hizmetleri geçecek bir çocuğun çıkabileceğini unutmaz. Onların karakterinin oluşmasında ve hayatlarına hedef belirlemelerinde sesli yapacağı duaların da etkili olduğunu bilir. Kazandırmak istediği davranışlara göre açıktan dua eder.
Yaz Kursu öğreticiliği yaptığı camide eğer imam olarak da görev yapıyorsa cüppe ve sarığını giydiği zamanlar öğrencileriyle tokalaşır ve onlara güler yüzlü davranır. Bu davranışıyla bir din görevlisi olarak güzel bir izlenim bırakacağını ve çocukların gönüllerinde İslam dinini öğreten kimselere karşı bir sevgi oluşturacağını bilir.
Cami imamı ve Kur’an hocası tarafından gönlü kırılan ve yüreğinde olumsuz iz bırakılan çocukların camiye, cemaate, dine ve Kur’an’a bakışının nasıl olacağını düşünür. Bunun için, her ne sebeple olursa olsun kesinlikle hiçbir öğrenciyi camiden ve dersten atmaz. Camiden veya Kur’an dersinden kovularak kalbi kırılan çocuğun bir ömür dine uzak kalması durumunda sorumluluğunun çok ağır olacağını düşünür. Problemli öğrencilerle özel görüşmeler yapar. Problemlerin çözümü konusunda kendilerinin fikirlerini alır. Onlara görevler vererek sorumluluk bilinci kazanmalarını sağlar. Hatalı davranışlarını affederek ve yumuşak davranarak çözmeye çalışır.
Dersleri canlı ve coşkulu bir şekilde işler. Yorgun ve bezgin bir havayla “Bir an önce bitse
de rahatlasam!” gibi bir tavır içinde olmanın öğrencilerin gözünden kaçmayacağını bilir.
Peygamber Efendimizin “Öğretiniz, kırıcı olmayınız, öğretenler kırıcı olanlardan hayırlıdır” öğüdü ile “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” ilkesini devamlı hatırında tutar.
Nitelikli öğretici, sorunlara değil, çözümlere odaklanır. Bu sebeple çocuklarda görülen yanlış davranışları ve onların ahlâkını olumsuz etkileyen faktörleri sonuç alamayacak şekilde eleştirmek yerine Kur’an-ı Kerim’i ve dinimizi öğretmek için plan ve projelere yoğunlaşır. Her gün yeni bir heyecanla ve metotla bazen alışılmışın dışına da çıkarak derslerini işlemeye çalışır. Bu uygulamaların öğrenciler üzerinde çok olumlu izler bırakacağını ve öğretimi kolaylaştıracağını bilir. Nitelikli öğretici, Yaz Kur’an kurslarında eğitim veren meslektaşlarıyla istişarelerde bulunur ve onlarla ortak çalışmalar yapar. Onlarla bilgi, birikim, eğitim metotlarını ve tecrübelerini paylaşır. Takım çalışmasına açık olur.
Başka bir sayıda buluşmak dileğiyle, Allah’a emanet olunuz.
