• Dargeçit
    °C
  • Mardin
    °C
  • Şırnak
    °C

GERÇEKLERİ GÖRELİM

2013-06-03, 13:20:48
Okunma: 1776
0 Yorum
Hurşit Baran Mendeş
baranmendes@hotmail.com

GERÇEKLERİ GÖRME ZAMANI

    Yıllar sonra genç bir nesil savaşın olmadığı bir coğrafyada dağ başlarında gezinip gece yarılarına kadar hiç bir korku, kaygı yaşamadan yatabiliyor ve yıllar sonra Güney Doğu’nun adı ölümler anılan her hangi bir dağının başında tatil de yapabiliyor. Uysa daha düne nice gençler ve masum insanlar sadece o dağlara ayak bastığı için ve çocuk yaşta canını bir serseri top mermisine kurban veren Ceylan Önkol gibi herhangi bir köyün bir kenarında gezmek bile yasaktı. Bu yasaktan dolayı da çobanlar “terörist” diye öldürüldü askerler unuttukları mayınlara basarak “Şehit” diye anıldı ve Roboskili köylüler kimi on dördünde daha çocuk çocukken yine yasaklı bölgede yine “terörist” diye kazan bombaları ile bedenleri paramparça oldu otuz dört kere. Newroz gününü kutladı diye kadın erkek sokak ortasında yirmi iki kere vuruldu Cizre halkı ve gece yarısı Şırnak topa tutuldu bin para ile…
     Her şey yasaktı! bizim bildiğimizden beri, Yaylaya çıkmak yasak, Cudi ve Gabar’da yaşamak yasak, Kürtçe konuşmak yasak, kış ortası başımız üşümesin diye taktığımız poşi yasak, cezaevinde tek Türkçe kelime bilmeyen analarımız ve babalarımızla Kürtçe konuşmak yasak, Kürdüm demek yasak, Kurdistan demek yasaktı, hâlbuki bağrında yaşadığımız beş bin yıllık toprağın adıydı bize adı yasak edilen Kurdistan’nın adı.
   Kardeş, bu politika yanlış dedikçe vurulduk vurduk kırk bine kere otuz yıl buyunca birbirimizi, bedeli bize binlerce cana ve harap edilmiş bir doğaya virane olmuş beş bine yakın köy ve mezranın yanı sıra hiçbir Türkiye Cumhuriyeti haritasında ismi anılmayan yaşam alanlarına veda eder olduk. Bütün bu çirkin savaş sürerken hayvancılık bölgede ölürken insanlık ta büyük şehirlerin kuytu köşelerinde ve varoşlarda ayaklar altına alınıp hayatında çamaşır makinesi görmemiş köylünün bebeği çamaşır niyetine bilmediğimiz medeniyetin dişlilerinin arasında can verdi. Emeğin ayaklar altına alındığı ekmeğin aslanın ağzında olduğu bir dünyada yaşamayı öğrenirken kimi yerde mafya babalarına özenirken kimi yerde de yaşamak adına her türlü çirkinliğe ve namertliğe mecbur bırakıldı bu ülkenin halkları. Birileri vatan Millet Sakarya notokları atarken aslına otuz yılda gerçekten bu ülkeyi sevdiğini söyleyen sözüm ona gerçek vatanseverlerin bu ülkenin milyarlarca dolarını ABD ve İsrail gibi emperyalist güçlere peşkeş çekti ve Amerikalı’nın çocuğu yaşasın diye benim ülkemin hain insanına satılan silahlar benim ülkemin çocuklarının ölümüne sebep oldu. Yıllarca Amerikalının çocuğu yaşasın diye benim memleketimin insanı elli bin kere can vermek zorunda bırakıldı.
TAKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ
   Evet, takke düştü gel göründü, çok geç olsa da bazı gerçeklerin farkına varmak zorunda kaldık, her ne kadar kendini bu memleketin gerçek sahibi gören ama gerçek anlamda analiz edildiğinde bu memlekette zarardan başka karı dokunmayan bazı siyasi ve politik akımların ömürleri de fazla uzun olmayacaktır. Eğer otuz yılda yaşanan çirkin ve yüksek maliyetli bir savaştan ders alamadıysak Allah sonumuzu hayır etsin derim.! Bu ülkede yüz yıllardır beraber yaşayan iki büyük halkın bir kısmını görmezden gelmek, yok saymak elbette sağlıklı ve haklı bir neden olamaz. Çanakkale savaşında ve bütün büyük savaşlarda bu ülkenin her karış toprağında kanı akıtılan bir halkın dilini yasaklamak, kültürünü yasaklamak, Ana yasa da yok saymak hiç te akılcı bir politika değildir. Osmanlı tarihinden beri yaşanan isyanların bir halkın varlığının baskı ile ölümlerle yok edilemeyeceği aşikârdır. Ki bu politikanın elli bin insanın ölümünden sonra ve hatta zaman zaman yaşanan bazı isyanların da var olduğu ortada iken bu meselenin savaş ve asimilasyon politikaları ile asla çözülemeyeceği kesindir.
   İşte sadece güvenlik politikaları ile asimilasyonla bir halkı yok edeceğim diyenlere bu meselenin bu şekilde çözülmeyeceğine dair bazı notlar. Bu notlarda bir halkın nasıl bu güne kadar ayakta kaldığına dair bilgi sahibi olacaksınız. Burada ve bu topraklarda defalarca varlığını her şeye rağmen ortaya koyan aslında herkesle insanca yaşamak isteyen Kürt halkının Osmanlı döneminden bu yana kendi halk varlığını ortaya koymak için harcadığı varlık mücadelesi ve isyanları:
Cumhuriyetin ilanından sonraki 1938’e kadar 25 Kürt ayaklanması çıkmıştır ve bu ayaklanmalar tarih sırasına göre şöyledir.
CUMHURİYET DÖNEMİ AYAKLANMALARI:
1. Nasturi isyanı (1924- Hakkari)
2. Jilyan isyanı (1926- Siirt)
3. Şeyh Sait isyanı (1925- Bingöl-Muş-Diyarbakır)
4. Seit Taha ve Seit Abdullah isyanı (1925-Şemdinli)
5. Reşkotan ve Reman isyanı (1925- Diyarbakır)
6. Eruh’lu Yakup Ağa ve oğulları (1926-Pervani)
7. Güyan isyanı (1926-Siirt)
8. Haco isyanı (1926- Nusaybin)
9. Ağrı isyanı (1926)
10. Koçuşağı isyanı (1926- Silvan)
11. Hakkari- Beytüşşebab isyanı (1926)
12. Mutki isyanı (1927- Bitlis)
13. II. Ağrı isyanı
14. Biçar harekatı (1927- Silvan)
15. Zilanlı Resul Ağa isyanı (1929- Eruh)
16. Zeylan isyanı (1930- Van)
17. Tutaklı Ali Can isyanı (1930- Tutak-Bulanık-Hınıs)
18. Oramar isyanı (1930- Van)
19. III. Ağrı harekatı (1930)
20. Buban aşireti isyanı (1934- Bitlis)
21. Abdurrahman isyanı (1935-Siirt)
22. Abdulkuddüs isyanı (1935-Siirt)
23. Sason isyanı (1935-Siirt)
24. Dersim isyanı (1937-Tunceli)
25. PKK isyanı (1984-2013)

Burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundan itibaren yaşanan isyanları sıraladık, bu isyanların birde Cumhuriyet öncesi yani Osmanlı döneminde yaşanan isyanları da şöyle sırlayabiliriz.
OSMANLI DÖNEMİNDEKİ İSYANLAR:
1. Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı (1806- Musul)
2. Babanzade Ahmet Paşa isyanı (1812 – Musul)
3. Zaza’ların isyanı (1820)
4. Yezidilerin isyanı (1830- Hakkari)
5. Şerefhan isyanı (1831- Bitlis)
6. Bedirhan isyanı (1835- Botan)
7. Garzan isyanı (1839- Diyarbakır)
8. Ubeydullah İsyanı (1881- Hakkari)
9. Bedirhan Osman Paşa ve kardeşi Hüseyin Paşa isyanı (1872-Mardin-Cizre)
10. Bedirhan Emin Ali isyanı (1889- Erzincan)
11. Bedirhaniler ve Halil Rema isyanı (1912-Mardin)
12. Şeyh Selim Şehabettin ve Ali isyanı (1912- Bitlis)
13. Koşgari isyanı (1920- Koşgiri)

C. KURULUP DOĞILMIŞ KÜRT ÖRGÜTLER :

MARKSİST VE LENİNİST ÖRGÜTLER:

- Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO)
- Devrimci Demokratik Kültür Dernekleri (DDKD)
- Devrimci Halk Kültür Dernekleri (DHKD)
- Anti Sömürgeci Demokratik Kültür Derneği (ASDK-DER)

SİYASİ PARTİLER :

- Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi (TKDP)
- Kürdistan Öncü İşçi Partisi (KÖİP-PPKK)
- Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi ( TKSP)
- Rizgari Örgütü
- Ala Rizgari Örgütü
- Kawa Örgütü
- Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları Örgütü (KUK)
- Kürdistan Sosyalist Harekatı (TSK)
- Kürdistan Sosyalist Birliği (Yekitiya Sosyalista Kürdistan – YSK)
- Tekoşin örgütü
- Kürdistan Kurtuluş Harekatı (TEVGER)
- Kürdistan İşçi Partisi (Partiye Karkaren (işçi) Kürdistan /PKK)

¬¬ ÖĞRENCİ CEMİYETLERİ:

- Kürt Teali Cemiyeti
- Kürt İstiklal Cemiyeti
- İstanbul Kürt Talebe Cemiyeti
D. BÖLGEDEKİ DİĞER KÜRT HAREKETLERİ :

IRAK:

- Irak Kürdistan Demokratik Partisi ( IKDP)
- Kürdistan Yurtseverler Birliğö ( PUK- YNK-KYB)
- Kürdistan Özgürlük Partisi (PÜK)

İRAN:

- İran Kürdistan Demokratik Partisi ( İKDP)
- Kürt İşçileri Devrimci Örgütü ( KOMALA)

SURİYE:

- Kürt Sosyalist Partisi
- Suriye Kominist Partisi


Ortada bunca isyan ve var olmak adına verilen mücadele varken bunca ölüm yaşanırken ne kazandığımızı hala bilmeyen ve sadece emperyalizme hizmet eden politikacıların ve bazı siyasi partilerin artık gerçekleri görmelerinin zamanı geldi ve geçti de…
    Türkiye’de yaşayan halkların artık bir arada yaşamak adına mücadele etmesi gerektiğine elli bin insanımızın daha ölmemesi gerektiğine inanan akıl sahibi herkesin artık sağlıklı bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğine inanıyoruz. Bu kadar isyanı ve başımıza gelen olayları anlatmamın sebebi son birkaç aydır yaşanan olumlu barış ortamının herkes tarafından destek görmeye başlaması gelecek için bu topraklarda yüz yıllardır yaşayan halkların artık geleceğe daha umutlu bakmasına vesile olduğu gibi süre gelen yanlış politikaların da artık iflas ettiği anlamını çıkarmak mümkündür.
     Gün birlik olma günüdür, gün bir arada hür ve kardeşçe yaşama günüdür. Ülkemizin birlik ve beraberliği hepimize güç katacak, zenginleştirecek ve en önemlisi artık kışlada, dağ başlarında genç yaşta evlatlarımız ölmeyecek analar ağlamayacaktır.
Bu güzel duyguların sadece hayalde kalmaması için ve acilen gerçekleşmesi için hepimizin bu barış savaşında görev alması gerek sorumluluk alması gerek! Sayın Başbakan Erdoğan ile PKK lideri Öcalan’ın önderlik ettiği bu barış projesine destek olmamız ve nihayette erdirmek gerektiği inanıyor ve bütün halkların barış ve kardeşlik içinde yaşamasını diliyorum.

NOT: Yazının İsyanlar kısmını uzun zaman önce emekli bir general rahmetli ve değerli üstadımız M.Ali Birand'a göndermiş ve biz de üstadı rahmetle anarak kendisinden aktardık.

HABER İLE İLGİLİ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
2015-03-04, 20:30:36
YAZARLAR

ARŞİV
ANKET
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz
  • İyi
  • Orta
  • Kötü

Site Haritası RSS Beslemeleri