• Dargeçit
    °C
  • Mardin
    °C
  • Şırnak
    °C

BARIŞ İÇİN HER ŞEY HAZIR...

Yıllar sonra ilk kez barış çığlığı bu kadar gür ve yüksekçıkmaya başladı.Demek öyle veya böyle bir şeyler olacak…
2013-03-02, 10:44:37
Okunma: 963
1 Yorum
Hurşit Baran Mendeş
baranmendes@hotmail.com

Yıllar sonra ilk kez barışçılığı bu kadar gür ve yüksek çıkmaya başladı.

Demek öyle veya böyle bir şeyler olacak…

Hani deler ya “en uzun yola bir adım atılarak başlanır “diye. Evet, bu uzun yolun ilk adımı değil hatta adımları bile atılmaya başlandı diye biliyoruz artık.

Zaten başka bir çıkar yolun olduğunu da kimse bana söyleyemez, otuz yıl sonra ismi lazım değil her kimse birilerinin çıkıp ben her şeye rağmen barış için uğraşacağım ve Türkiye halklarının geleceği için çalışacağım demeleri alkışlanacak ve aynı zamanda arkasında durulacak bir harekettir.

Diyarbakır sokaklarında üç Kürt kadın siyasetçinin uğurlandığı günde bir vatandaşın elinde dövize yazılmış bir söz sanırım her şeyi anlatıyordu! “Savaşın kazananı, Barışın kaybedeni olmaz” diye. Evet, savaşın kazananı olmadı son otuz yılda, bu savaştan bize sadece zulüm, kan, gözyaşı ve ölümden başka bir şey kalmadı. Faili meçhul ve kayıpların binleri bulduğu, gazilerin binleri bulduğu bu kardeş kavgasında bizlere sadece acı ve hüzün kalmıştır. Bu savaş birçok bebenin babasız büyümesine, birçok kadının dul kalmasına ve en acısı birbirine kırdırılan ve küstürülen bir halk yaratmasına sebep olmuştur.

Ve yine ülkemizde de adına savaş denilmeyen bir savaşta insanlarımız her gün ölmeye ve yaralanmaya devam ediyor. Bizler mışıl mışıl yataklarımızda yatarken bir sabah ansızın bir sınır karakolunda onlarca asker veya gerillanın gencecik yaşta hayatlarını kaybettikleri ve bedenlerinin paramparça oldukları haberleri ile uyanıyor ve içimiz adeta kan ağlıyor. Yine bu savaşta sınır boylarında nice Roboskiler yaşanmakta bir kilo kara çay, bir bidon benzin için canların üstüne tonlarca bomba hala yağmaktadır.

Evet, son otuz yılda bu cennet ülkeyi bizlere haram eden ve cehenneme çeviren savaş tüccarlarına ve onun ortaklarının hayatlarımızdan çaldıklarını şüphesiz geri alamayız, ama bundan sonra hayatlarımızdan bir şey çalmalarına ve bir cennet parçası olan memleketimizi cehenneme çevirmelerine izin vermeyebiliriz.

Bunun için öncelikle birbirimize tahammül etmeli ve birbirimizin farklı kimlik ve kültürlerini zenginlik saymalı “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" ve yine “ya sev ya terk et”söylemlerinden uzak Müslüman kardeşliği ve her kesin kendi dilini kültürünü yaşayabileceği bir ortamın yaratılması için mücadele etmeliyiz. Öyle ki 600 yıl ayakta duran Osmanlı Devleti bu hoşgörü ile altı yüz yıl ayakta kalabilmiştir. Diğer tarafta ise her söyleminde ecdadımız diye kendisini Osmanlı torunu olarak gören hatta parti bayrağında Osmanlının üç hilalini da kullanan MHP ismine ve savunduğu değerlere tam ters bir siyaset yaparak Türkiye halklarının parçalanmasına ve nefret ile kin tohumlarının ekilmesine bizzat sebep olmaktadır.

MHP adeta savaştan rant sağlar duruma düşmüş görünürken, diğer yandan da CHP ise Atatürk'ün partisiyiz diye övünürken MHP'nin hemen yanında yer alıp adeta faşizan söylem ve eylemlerde bulunmaya devam ediyor. Şüphesiz bu tür politikalar bu ülkeye ve bu ülkenin halklarına kar getirmeyeceği gibi bu tür fikir ve ideoloji sahibi partilerin de sonunu getirecektir, çünkü artık insanlarımız huzur ve barış istiyor. Artık insanlarımız dağlarda ve kışlalarda, yaylalarda ve sınır boylarında ölmek istemiyor, askere güle oynaya gönderdikleri sevdiklerinin cansız bedenlerini al bayraklarla karşılamak istemiyor ana –babalar ve her ana haber bülteninde ana –babaların kalbi iki kat atmadan daha güzel haberler seyretmek istiyor.

Bir düşünün bu güne kadar öldürmek ve harap etmek için harcanan kat trilyonlar yaşatmak ve imar etmek-yapmak için kullanılmış olsaydı memleketimizin neresi Cennet olmazdı ki! Ama maalesef bizi yönettiğini sananlar bize bu ülkeyi adeta Cehennem gibi yaşatmayı başardılar ve hala da kimileri bunu yapmaya devam ediyor. Evet, biz barış istiyoruz; artık çocuklarımız ölmesin diye, ana –babalar acı çekmesin diye, çocuklar yetim kalmasın, köylerimiz bombalanmasın, dağlarımız ve ormanlarımız yakılmasın diye, daha başka Roboski katliamı gibi katliamlar yaşanmasın BARIŞ istiyoruz.

Artık bu ülkenin gerçek sahipleri olan Kürtler Mahmur kamplarında sürgün yaşamasın diye, insanlarımız, aydınlarımız siyasetçilerimiz memleket, memleket diye hasret çekerek hayatta veda etmesin diye ve Ahmetler, Yılmazlar, Nazımlar, vatan hasreti ile gözlerini hayatta kapamasın ve ölmesinler diye, yetsin diye acılar bitsin diye bu savaş BARIŞ istiyoruz.

Evet, son günlerde yaşanan gelişmeler ve barış umudu hepimizi umutlu bir bekleyiş içine sokmuş bulunmaktadır,bu umutlu bekleyişin boşa çıkarılmaması gerektiğine inanıyoruz.

Her kesim siyasi ve politik çevreler ile kendisine rol biçen bütün aydınlar, STK'lar üstlerine düşen görevi yerine getirmeli ve kalıcı barışın sağlanması için savaşan ve çarpışan tarafları barış adına ve kardeşlik adına ikna etmelidirler.

Dileğimiz artık hiçbir yurttaşımızın canının yanmaması ve hayatlarının kararmamasıdır.

Artık herkesin anlaması gerek Kürt halkı barış ve kardeşlik istiyor, buna rağmen kendisine savaş dayatmanın hiçbir mantığı ve kabul edilebilir bir yanı yoktur.

Kürtlerin bu barışçığlığını duymazlıktan gelmek elli bin insanın daha ölmesine ortak olmak demektir, Kürtlerin bu barışçığlığını duymazlıktan gelmek, süren savaşın otuz yıl daha sürmesi ve boşa harcanan emeklerin otuz yıl daha heba olması demektir. Kürtlerin bu barışçığlığını duymazlıktan gelmek, Türk ve Kürt analarının otuz yıl daha gözyaşı dökmesi demektir.

Bütün bunların ve daha birçok acının yaşanmaması için demokratik bir Cumhuriyette herkesin kardeşçe eşit haklara sahip olduğu bir ülkede özgürce yaşamak için barış istiyoruz.

ÖLDÜRMEK İÇİN HARCANAN EMEK YAŞATMAK İÇİN KULLANILSIN

son otuz yılda süren bu kirli ve acımasız aynı zamanda kuralsız savaşta askeri, siyasi ve ekonomik alanlarda harcadığımız emekler eğer savaşmak yerine öldürmek yerine yaşatmak için kullanılmış olsaydı neler olurdu bir düşünün! Yani çatışmada düşürülen bir helikopterin parası ile neler yapılmaz ki her gün dağlara taşlara attığımız ve kendimizi rütbemizi ya da siyasi dengelerimizi kurumak adına boş yere attığımız bombaların hesabını kim bize verebilir? Bize birileri çıkıp otuz yılda şu kadar para harcadık ve şu kadar netice aldık diyebilir mi zannetmiyoruz! Çünkü bu hesabı verecek yönetici göremiyoruz!

Keşke boşa harcanan emeklerin yerine, öldürmek için harcanan emeklerin yerine, yaşatmak için emek verilseydi. Bu ülkeyi yönetenlere diyorum ki gelin bu günden sonra Kandil dağlarına, Cudi dağlarına atacağınız her bomba yerine ülkemizin en gariban yerine bir yatırım yapın ve öldürmek için harcadığınız emekleri bu günden itibaren yaşatmak için kullanın bakalım neler olacak? “Kötü barış iyi savaştan daha iyidir” Çocuklarımız ölmeye devam ediyor beyler! Kışlada askerlerimiz, Dağda Çocuklarımız, Ovada çiftimiz, Dağda çobanımız, Sınır boylarında bir kilo kara çay için insanlarımız, Eylemde taşatan çocuklarımız, Nöbette silah tutan polislerimiz, Askerde gün sayan gençlerimiz, Ölmeye devam ediyor beyler…

Evet, beyler hapishanelerimiz doldu taştı, nezarethanelere sığmaz oldu bu memleketin insanları, artık hapishane koğuşlarında ranzalar tek değil iki ve üçkatlı olmaya başladı. Ve bir taş attı diye daha on beşinde çocuklarımıza yıllarca hapis cezalar verilip anne babalarından koparılıp adeta sürgün kentlere gönderiliyor ve on üçünde Ceylanlar havan mermilerine kurban gitmeye devam ediyor beyler.

Hala bu ülkenin ana unsurları ve kurucularından olan Kürt Halkı için açılımlardan bahsediliyorsa ve doksan yıllık Cumhuriyette hala Kürtlere yeni haklar diye ortaya paketler koyuyorsak bu bir ayıptır ve aynı zamanda gecikmiş bir özürdür diye düşünüyoruz.

Farklılıklarımızı bölünme sebebi sayan zihniyetin hala ne peşinde olduğunu hepimiz biliyoruz ve onların zamana inat yeni dünya düzenine inat yaşamayacaklarınıda aynı zamanda biliyoruz, o yüzden barış ve kardeşlik isteyenler daha cesur ve daha çok öne çıkmalıdırlar. Bütün savaş çığırtkanlarına kan, kan diye bağıranlara inat barış için kardeşlik için savaşmaya devam edeceğiz, çünkü otuz yıl daha acı çekmeye yüreğimiz dayanamaz!..

Daha güçlü, daha özgür ve herkesin demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşaması dileği ile “yurtta barış dünyada barış ”diyoruz.

Barışla ilgili söylenmiş en güzel sözleri sizler için bu yazımızda sunmak istiyorum.İşte sizler için bir araya getirdiğim güzel sözler ;
Barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömer. Krezus
Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır. Benjamin Franklin
Barış, her şeyi hazmeden mutluluktur. Victor Hugo
Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir. Epicure
Eğer müminlerden iki grup birbiriyle döğüşürlerse aralarını düzeltiniz. Hucurat /9
Kendinizden başka hiç kimse size barışıgetiremez.Emerson
Kötübir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. Puşkin
Savaş hırsızlar yaratır, barış da o hırsızları asar. George Herbert
Kuvvetli ve barış tanımayan komşular arasında barış, tehlikeli bir hayaldir. Tacitus
Yurtta barış, cihanda barış. Atatürk
Bütün insanlar tek bir millettir. Kuran'ıKerim
Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı. Martin Luther King
Ne iyi bir savaş vardır, ne de kötü bir barış. Benjamin Franklin
Barış, hükümlerin en güzelidir.Mecelle
Herkes barışı sever, bütün savaşlar da, bu sevgiye kavuşmak içindir. Cemil Sena
Barış nihai amacımızdır. StAugustine
Barış sorunları çözmek ve uzlaşmak demektir. Edmund Burke
Doğa kanununun birinci ve temel ilkesi barışı aramak ve sürdürmektir. Thomas Hobbes
Nihai amaç…yasa öncesi eşitlik, özgürlük, ekonomik refah ve bütün insanların barışçı işbirliğidir. Knut Wicksell
Barış milletleri refah ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur Fakat bu kavram bir defa ele geçirilince daima bir dikkat ve itina ve her milletin ayrı ayrı hazırlığını ister. Mustafa Kemal Atatürk
Barış içinde, eşitliğin ve özgürlüğün sefasını sürmek istiyoruz! Yasaları taşlar ve mermerler üzerine değil, tüm insanların, hatta onları unutan köle ile, onları yadsıyan tiran da dahil olmak üzere, tüm insanların yüreğinde yazılı olan ebedi adalet, artık egemenliğini kursun istiyoruz.Robespierre
İnsanların savaşı, çocukların kavgasına benzer Hepsi de anlamsız ve saçmadır
Sopa, mademki savaş ve kavga âletidir; ey kör, o sopayıkır, paramparça et!
Ben iyiyle, kötüyle kavga edemem; kavga ile işim yok! Savaşmak şöyle dursun, gönlüm barışlardan bile ürkmekte.
Dar ve küçük bir cisimden, dalgaların birbiri ardınca zuhuru da canların barışta, savaşta birbirlerine karışmalarına benzer.
Barış dalgaları kopar, gönüllerden kinleri giderir, Bunun aksine savaş dalgaları kopar, sevgileri alt üst eder
Cihad, delilerin ellerindeki kılıçları alsınlar diye Müminlere farz kılınmıştır
Delinin elinden silahı al da adalet ve sulh, senden razı olsun!
Fakat elinde silahı olur, aklıda bulunmazsa bağla elini; yoksa yüzlerce zarara yol açar
Bedende bir uzuv ağrıyıp incinse bütün beden ağrır, incinir İster sulh çağında olsun, ister savaşta; bu, böyledir!
Bir hayâlden ürküp, hayâl gibi kaçan her yufka yüreklinin işi değildir savaş. 

HABER İLE İLGİLİ

1 Adet yorum yapıldı.

tebrik.
2013-03-12, 01:06:10, 94.122.138.241
ismail gün;
barışa olan katkınız için teşekkürler.
2015-03-04, 20:30:36
YAZARLAR

ARŞİV
ANKET
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz
  • İyi
  • Orta
  • Kötü

Site Haritası RSS Beslemeleri