Her gün ölüm haberleriyle uyanıyoruz. birlikte Güzelce yaşamak varken bu ölümler neden hiçbir siyasi çıkar bir ananın yüreğinin acıtmasına değmez. Artık bu ülkede bu coğrafyada bu topraklarda ölüm haberi gelmesin.
Her ne kadar köşe yazılarda , şiirlerde annenin yüreğindeki acıyı yazmaya çalışsak ta o annenin yaşadığı o acıyı anlamak mümkün değil. Acıyı yaşamak başka hissettiklerini yazmak başka. Anaların ağlamadığı daha sıkı bir şekilde evlatlarına sarıldığı bir dünya istiyorum.
Hep merak ederim, eğer“savaş ilan edenlerin ve savaş kışkırtıcılığı yapanların çocukları cephenin en ön mevzilerindeki ilk birlikte yer alacaklar” diyen bir kural olsaydı, tarih bu kadar çok savaşa şahit olur muydu ?
Yaşamalısın güzel kardeşim Ege’de Rüzgar devşirirken sana mavilikler.
Denizin dalgasından Umut yaratmalısın sen…
Yaşamalısın güzel kardeşim Karadeniz’de Huzur devşirirken sana ormanlar
Ağacın dallarından Barış düşünmelisin sen…
Yaşamalısın sen kardeşim Kapadokya’da Tarih yazarken sana taşlar Peri bacalarından Yarınlara bakmalısın sen…
Yaşamalısın güzel kardeşim Mezopotamya’da Özgürlük devşirirken sana dağlar Dağların yüceliğinden Destanlar yazmalısın sen…
Attın mı yüreğini Toroslardan Kaçkar dağlarında Yaz yağmurları gibi Yeşermeli Yörük türküleri…
Attın mı yüreğini Bozdağlardan, Zagros dağlarında Sevda olup İnmeli Berçelan yaylasına…
Uzat elini güzel kardeşim Bilgedir Munzur Söker pasını yüreğimizin…
Sözcükler ver bana dilinden Zap’ın sesinde bulayım seni Çağlayanında rengimin Çatlağında ellerimin…
Bul beni güzel kardeşim Renginde, dilinde, dininde… Eksilmişim ben kardeşim
Dağ ol bana Nehir ol, deniz ol… Açılmış yollarda kararsızım Uzat elini Yol ol bana, yön ol bana
Direnç direnç açmalısın kardeşim Ovasında, dağında Yakılmış yurdunun Kaya oyuklarında…
“Gerçi gece uzun Gece karanlık Ama bütün korkulardan uzak
Bir sevdadır böylesine yaşamak Tek başına Ölüme bir soluk kala Tek başına…”
Bırak anırsın ölüm Havan mermisinde Kanas kurşununda Top güllesinde…
Bırak Anırsın ölüm Gençliğine karşı Umutlarına karşı Sevdalarına karşı…
Bırak yazılsın ferman Hem de “çok gizli” Bırak yazılsın maddeler Anayasalarda… Oysa ki güzel kardeşim“Seviyorsun mümkün Aranızda kurşun Yasak bölge var
Sen genç Sevdan ölünecek kadar güzel Kanunu yapanlar ihtiyar”…
Yaşamalısın güzel kardeşim Bir bunağın yasası Yarattıkça savaşlar Sen ölmemelisin
Sen genç Sen gariban… Ölmemelisin dağında yurdunun Bombalar yağarken
Roboski’de Ölmemelisin silahların gölgesinde Kara postallar içinde Bulaşarak haki
renklere… Çünkü güzel kardeşim “Yaşamak şakaya gelmez Büyük bir ciddiyetle
yaşayacaksın Bir sincap gibi mesela Yani Yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden Yani bütün işin gücün yaşamak olacak”…
Duymadın beni kardeşim Öldürüldün Katilini biliyoruz Ama bilmiyoruz… Öldürüldün kardeşim Dağlarda, ovalarda, yollarda Afyon’da Hakkari’de…
Öldürüldün kardeşim Havaya uçtun Afyon’da Kırıldı kanatların Gençliğinde… Öldürüldün kardeşim
Parçalandı bedenin Roboski’de Kaldın sahipsiz…
Genç ölümü bu Bir değil İki değil Bugün değil Yarın son değil…
Genç ölümü bu Tahrip gücü yüksek Genç ölümü bu Ağır mı ağır Vebali altında Herkes çok sağır.!
Barış içinde yaşamak dünyada ve toplumda en önemli ölçütlerden birisidir. Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir..!
