ANKARA - PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı ile açlık grevleri sonlandırılırken gözler Hükümete çevrildi. Hükümet kanadından ilk yapılan açıklamalarda açlık grevlerinin sonlandırılması olumlu karşılanırken, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın rolü ise görmezden gelindi. Akademisyenler, sanatçılar, siyasetçiler, emekçiler ve insan hakkı savunucuları ise Hükümetin artık PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Kürt sorunundaki kritik önemini görmezden gelmemesi gerektiğini belirterek, biran önce Öcalan ile müzakerelerin başlaması gerektiğini söyledi.
'Herkes Öcalan'ın rolünü oynaması için şartlar yaratılmasını bekliyor.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, açlık grevinde dile getirilen taleplerin Kürt sorununun çözümü ile ilgili net bir mesaj verdiğini belirterek, "Kürt halkının önderliğinin muhatap olarak alınamadığı sürece sorunun çözülemeyeceği bütün kamuoyu tarafından algılandı. Muhatap konusunda hükümet tarafından yapılan manipülatif yaklaşımlar vardı. Açlık grevi süreci bu yaklaşımların tamamını sildi ve muhatap düzeyinde çok net bir görüş açığa çıkardı" dedi. Baluken, Hükümet kanadının bugüne kadar sorunu çözme niyetiyle ilgili barışı önceleyen politikalarını görünür olmadığını söyleyerek, "Hep toplumsal hassasiyetten bahsettiler. Türkiye halklarına izah etmekte zorlanacakları söylendi; ancak açlık grevi boyunca göründü ki Türkiye halkının büyük bir çoğunluğu da müzakere yöntemi ile çözümü istiyor. Artık herkes Öcalan'ın çözümdeki rolünü oynaması için gerekli şartların yaratılmasını bekliyor" diye konuştu.
'Öcalan, Türkiye için bir şanstır'
"Onbinlerce tutsağın açlık grevi ile ilgili somutlaşan ciddi bir sorun vardı. Bunun çözümüne yönelik tek bir çağrı, onbin tutsak tarafından hemen karşılık buldu" diyen Baluken, bunun Kürt sorununda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu gösterdiğini söyledi. Baluken, "Sayın Öcalan'a yaklaşımın ne kadar hassas olduğu ortadadır. Bu Türkiye için büyük bir şanstır. Halkı ve örgütü üzerinde bu kadar etkili bir liderin varlığı bir ülke için büyük bir şanstır. Eğer bu ülke barışa niyetli ise o lider üzerinden bütün süreçleri geliştirebilir. Ama bu resim Türkiye tarafından bir türlü görülmedi. Bunun yerine sürekli provokatif bir yaklaşım sergilendi ve psikolojik argümanlar kullanıldı" dedi. Baluken, yaşanan sürecin bir halkın gerçekliğinin inkar edilmesi durumunda sorunların çözülemeyeceğini gösterdiğini belirterek, Türkiye'de Kürt sorununun çözümünün ancak muhatapları ile mümkün olacağını belirtti.
'Hükümet Öcalan ile müzakere yürüterek barış sürecini geliştirmelidir'
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, yaşanan sürecin aslında Hükümetin "güvenlik konsepti" adı altında uyguladığı sürecin sonucu olduğunu belirterek, "Bu süreç bize bilinen şeyleri yeniden hatırlattı. Kürt siyasi hareketi öteden beri en önemli muhatabın PKK Lideri Abdullah Öcalan olduğunu söylüyor. Devlet yetkilileri tarafından yapılan ve kesilen bir süreç var. Öcalan'ın rolü şimdi yeniden teyit edildi" dedi. Hükümetin bundan sonra eş zamanlı bir süreç yürütmesi gerektiğine işaret eden Türkdoğan, "Hükümet bir yandan Meclis'te BDP ile görüşmeli bir yandan da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile müzakereleri yürüterek barış sürecini geliştirmelidir. Bu sorunun iki tarafı vardır. Bu taraflar açıkça ortaya çıkmıştır. Devlet artık eski hastalığını bırakmalı ve yeni muhataplar peşinde koşmamalıdır" dedi.
'Kürt halkının liderini kafaya alabileceklerini zannettiler'
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Cangızbay ise, AKP hükümetinin Kürt sorununda sürekli çözümsüzlüğe oynadığını belirterek, "Azınlıklar üzerinde linç kültürü oluşturuyorlar. Kürt sorununda adalet ve hakkaniyet esasında bir çözüm geliştirilmelidir. Bu insanların haklarını vermeyeceksin, önlerine birçok engel çıkaracaksın, sivil siyaseti yerden yere vuracaksın sonra bir de utanmadan 'Bunlar Kandil'in emrinde' diyeceksin. Yüzde 10 barajı kaldırılmalı, Millî Bakiye sistemi getirilmeli, yargı siyasete alet edilmekten çıkartılmalıdır. Bu insanların seçilmemesi için ellerinden geleni yaptılar. İşte bu zihniyetten dolayı bunlar yaşanıyor. Öcalan'ı ve Kürt halkının liderlerini kafaya alabileceklerini zannediyorlar. Sözler veriyorlar; ama sözünde durmuyorlar; koca bir halk hareketini bir yandan pazarlık, bir yandan da zorlamayla el konulabilecek bir şirketmiş gibi görüyorlar. Halkın demokratik haklarını vermeden bunların önünü açmadan bu sorunu çözemezsin. Bu bütün Türkiye halkına ihanettir" dedi.
'Açlık grevi ile çözümsüzlük politikası iflas etti'
KESK Genel Başkanı Lami Özgen de, açlık grevlerinin hükümetin yürütmüş olduğu çözümsüzlük politikalarından dolayı başladığını belirterek, "Açlık grevi süreci ile çözümsüzlük politikası iflas etti. Bu düğümü çözen yine Sayın Öcalan olmuştur. Hükümet artık bütün gerekçeleri bir yana bırakarak sorunun çözümünde geçmişte olduğu gibi muhatap aramaksızın Öcalan ile müzakereleri başlatmalıdır. Hem Hükümet yol alır hem de Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü gelişir" dedi. "Bu sürecin yürütücüsü Sayın Öcalan'dır" diyen Özgen, hükümetin artık bu gerçeği görmesi gerektiğini söyledi.
'Öcalan muhatap olduğunu ortaya koydu'
Sanatçı Ferhat Tunç ise, "Açlık grevleri kritik bir aşamaya gelmişti. Ben de buna başlama kararı almıştım. Bu kararda da açlık grevi boyunca halkın maruz kaldığı polis şiddeti etkili olmuştu. Başladığım akşam Sayın Öcalan'ın çağrısı ile hepimiz büyük bir mutluluk yaşadık. Bu çağrı olası büyük bir felaketin ve ölümlerin önlenmesini beraberinde getirdi. Sayın Öcalan'ın bir kez daha Kürt halkının gerçek lideri olduğu ve bu sorunun çözümünde tek muhatap olduğunu ortaya koydu" dedi. Çağrı ile PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın insan hayatının kutsaliyetini ortaya koyduğunu söyleyen Tunç, "Öcalan'ın çağrısı bütün ülkeye nefes aldırmıştır. Devletin bundan böyle Sayın Öcalan'ın rolünü dikkate alarak çözüm geliştirmesi artık şart oldu. Bundan kaçış mümkün değil" diye konuştu. DİHA
