RADİKAL YAZARI CÜNEYT ÖZDEMİR YAZDI...
Dünya basını Oslo’da otellere rezervasyonlarını yaptırdı yaptırmasına ama 8 Ekim’de başlayacağı söylenen Oslo görüşmeleri bir kez daha ertelendi. Norveç Dışişleri Bakanlığı kesin bir tarih vermemekle beraber önümüzdeki hafta başı görüşmelerin başlayabileceğini duyurdu. Durun hemen heyecan yapmayın, Oslo’da başlayacak görüşmeler bu sefer Türkiye devleti ile PKK arasında yapılan görüşmeler değil. Masanın etrafına oturacak taraflar dünyanın öbür ucundan Oslo’ya geliyorlar. Kolombiya Devrimci Silahlı Gücü yani kısaca FARC ile 50 yıldır mücadele eden Kolombiya devleti nihayet örgüte diz çöktürmeyi başardı. Kuşkusuz adam kaçırma ve 5-6 yıl boyunca ormanlarda saklayabilmeleri ile ünlerini bütün dünyaya duyuran FARC’ın bugün masaya oturmasında Kolombiya devletinin son yıllarda terörle mücadelede gösterdiği başarının büyük rolü var. Nasıl oldu da böylesine köklü bir örgüt son birkaç yılda diz çöktü derseniz arkasında iki önemli ayrıntı gözüküyor. İlki, örgütün içine sızan Kolombiya istihbaratı ve bu istihbarat sonucunda yapılan nokta operasyonlardaki başarılar. İkinci ve en büyük başarı ise Kolombiya’nın Ekvador ve Venezüella gibi ülkeler ile anlaşarak örgütün dış bağlantılarını kesmiş olması.
Oslo’ya gelmeden önce 28 Eylül’de Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos CNN’e bir söyleşi verdi. Bu söyleşideki galip bir komutanın kibirli tavrını bir kenara bırakırsak söyledikleri ilginçti. Manuel Santos’un şu sözlerini altını çizerek okumamız gerekiyor: “Bazıları barışın sadece FARC’ı son üyesine kadar öldürünce elde edileceğini düşünebilir. Biz FARC’a diyoruz ki ‘Sizin karşıt fikirlerinize saygılıyız, kabul etmiyoruz ama saygı duyuyoruz. Gelin bunu, görüşlerinizi demokratik yollar ile savunun. Ama bunu yapmak için silah bırakmanız şart. Silah bırakırsanız biz size demokratik alanda yer açacağız.’ Bu gayet normal. Yoksa FARC’a ‘Dizlerinizin üstüne çöküp teslim olun’ diyemeyiz. Bunu yapmazlar. Onlara bir çıkış yolu vermemiz gerekli.”
Elbette Kolombiya ile Türkiye’yi, FARC ile PKK’yı kıyaslayacak değilim. Ancak bugüne kadar Oslo’da yapılan görüşmelerin içeriğine baktığınızda farklı ve çetrefilli çatışma konularında çözüme giden yolun benzeştiğini görüyorsunuz. Bir savaşı apaçık kaybetmiş olsa bile kimse onursuz bir barışa razı olmuyor. Barışın bir bedeli var. Bu bedeli masada oturan her iki tarafın da ödemesi gerekiyor.
Juan Manuel Santos’un görüşmelerin içeriğiyle ilgili altını çizdiği üç önemli nokta daha var. İlki, bu görüşmeleri kısa süre içinde bitirmeyi hedefliyor. İkincisi, görüşmeler sırasında operasyonları durdurmayacağını açıklıyor. Üçüncüsü ise yıllar süren çatışmanın siyasi sebepleri üzerinde pazarlık yapmayacağını açıklamış olması.
Gördüğünüz gibi dersler çıkarıla-
cak önemli bir süreç başlamak üzere.
Yakın takipteyim.
PKK ve Türkiye görüşmelerinde masadaki yabancı kimdi?
Yılların getirdiği bir alışkanlıkla bazen bir haberi okuyorum, sonra o haberin içindeki bir ayrıntı dikkatimi çekiyor ve yavaş yavaş o ayrıntının peşine düşüyorum. Aklıma takılan son ayrıntı, internete düşen ve konuyla ilgili herkesin dinlediği Oslo görüşmeleriyle ilgiliydi. Herkes bu görüşmelerin içeriğine yoğunlaşmışken ben bu görüşmelerin nasıl yapıldığını merak ettim. Masanın etrafında Kürt ve Türk tarafından kimin oturduğunu ve onların konuyla ilgili görüşlerini hepimiz biliyoruz oysa benim aklım 3. kişide. Konuşmalarda dost ülke temsilcisi olarak belirtilen, akıcı İngilizcesi ile görüşmeleri yönlendiren hatta yöneten kişide. Sahi kimdi o?
Uzun bir süredir ekip olarak bu sorunun peşine düşmüşken bir gün Hürriyet gazetesini açtığımızda Yılmaz Özdil’in bu kişinin eski Norveç Büyükelçisi olduğunu iddia eden bir yazısını görüp şaşırdım. Londra’daki ekibimizle bu isme ulaşmamız zor olmadı. Hans Wilhelm Longva halen Norveç Dışişleri Bakanlığı’nda. Longva ekibimizden Ela Helwes’e konuşurken kendinden emindi. Hakkındaki iddiaları gülümseyerek yanıtladı. Kendisi ile ilgili iddiaları Türk basınından takip ettiğini, Oslo’da masaya oturan yabancının kendisi olmadığını söyledi. Nitekim kendisiyle yaptığımız söyleşi sonrasında açtık Oslo görüşmelerinin sızdırılan ses bandını, bir kez daha dikkatlice dinledik.
Longva doğru söylüyordu, sesler birbirine benzemediği gibi konuşanın İngilizce aksanı da Longva’dan oldukça farklıydı.
Norveç Büyükelçisi Oslo masasında olmadığına göre acaba o masaya oturan kişi kimdi?
İçimden bir ses, çok yakınımda olduğunu söylüyor!
S.tirli seçim kampanyası
Biz biraz içimize kapandığımız için ABD seçimlerinde yaşananların farkında değiliz. Mesela Obama’yı desteklemek için yayımlanan ‘viral video’da Samuel L. Jackson’ın son sloganı bomba: “Wake the fuck up!” Nasıl Türkçeye çevirsem emin değilim. Her neyse, sloganı söyleyen sadece filmlerdeki sert oynadığı karakterlerle ünlü Samuel L. Jackson değil, küçük bir kız çocuğu da aynı sloganı tekrar ediyor. İşin bir de evveliyatı var. Jackson reklam için bir süre önce yayımlanan ‘Go the Fuck to Sleep’ adında bir çocuk kitabından esinlenmiş (bunu da çevirmiyorum). Geçtim seçim kampanyasını, ne çocuk kitapları var görüyorsunuz! Çok ayıp.
