• Dargeçit
    °C
  • Mardin
    °C
  • Şırnak
    °C

’SÖYLEYECEKLERİMİ YAZARSINIZ AMA YAŞADIKLARIMIZI EN İYİ BİZ BİLİRİZ…’

IŞİD çetelerinin vahşetinden yurtları Şengal’i terk etmek zorunda kalarak kurtulmayı başarabilen Êzidîlerin, sığındıkları Şengal Dağı’nda ve günler boyu süren göç yolculuğunda yaşadıkları trajedinin ağırlığı hala
2014-09-08, 07:46:11
Okunma: 451
0 Yorum
resim



 Kimisinin tanık oldukları, kimisinin katledilen yakınlarına dair dinmeyen acıları, kimisinin hayata yeni getirdikleriyle yaşama tutunduğu Êzidîlerin iç dünyalarında ne yaşadıklarını katliamdan sağ kurtulan 33 yaşındaki Şükür Asan'ın "Söyleyeceklerimi belki yazarsınız ama yaşadıklarımızı en iyi biz biliriz" sözlerinde saklı. 

Rojava Kürdistanı başta olmak üzere Suriye ve Irak'ın bazı kentlerine saldırılarda bulunup katliamlar gerçekleştiren IŞİD çetelerinin yöneldiği merkezlerden biri de Êzid3ilerin binlerce yıllık toprakları olan Şengal oldu. 'İslam' adı altında Şengal'e yapılan saldırı sonucunda binlerce Êzidî yurttaşın katledilmesinin ardından geriye kalanlar yaşam alanlarını terk ederek günler süren göç yolculuğuna çıktı. Yola çıktıkları kafile ile Mardin'in Dargeçit ve Savur ilçelerine ulaşan 350'ye yakın Êzidî yurttaşın yerleştirildikleri kamp ve tesislerde ihtiyaçları karşılanmaya çalışılırken, yaşadıkları trajedinin ağırlığı ise anlatımları ile gün be gün ortaya çıkıyor. 

IŞİD çetelerinin saldırısından köylerine yönelik saldırısından kardeşiyle beraber yaralı kurtulan 6 kişiden bir olan Reyan Halef Mirza, çetelerin kimseyi sağ bırakmadıklarını ifade ediyor. Ardından "Onlar olmasaydı şuan biz de mezarda olurduk" dediği YPG ve HPG militanları tarafından kurtarılıp dağlık bir arazide tedavi edildiğini dile getiren Mirza, 9 gün Şengal dağında kaldıktan sonra aç-susuz bir şekilde 13 saat boyunca dağlık alanlarda yürüyüp, Roboski'ye ulaştıklarını oradan da Mardin'e geldiklerini anlattı.

'YPG ve HPG sayesinde binlerce Êzidî çocuğun başı kesilmekten kurtuldu'

Eşi ve 6 kız çocuğuyla beraber Savur ilçesine bağlı Yeşilalan mahallesinde barınan Hadi Maha'nın ise IŞİD çetelerince yakalanan oğlu başı kesilerek katledildi.

Yaşadığı acı yüzünden hala gözyaşları kurumayan Maha, tıpkı Mirza'nın anlattığı gibi kutsal topraklarını terk edip can korkusuyla yolla düştüklerinde YPG ve HPG güçlerinin kendilerini korumaya almaması halinde binlerce insanın daha çetelerce katledilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. 

Dünya getirdiği oğluna Azad ismini verdi

Savur'un Pınardere mahallesinde kurulan kampa yerleştirilen Êzidî kadın yurttaşlardan Ayşen Horo Halef ise, günler süren göç Yolculuğu sırasında karnında taşıdığı bebeğini bu kampta doğuran annelerden.

Şengal dağlarında günlerce aç, susuz IŞİD çetelerinden kaçtığı sırada tek korkusunun karnındaki çocuğunu düşürmek olduğunu ifade eden anne, dünya getirdiği çocuğuna da kendilerinkinden başka bir kader yaşaması umuduyla Azad (Özgür) adını verdi. Zaten yitirdikleri insanlarının dışında kutsal topraklarında geride bıraktıkları tüm birikimlerinin acısıyla yanıp tutuşan anneyi hayata bağlayan tek varlığı yine oğlu Azad. 

Kafa keserken 'Allah-u Ekber' diye haykırıyorlardı'

14 yaşındaki Mazın Sait de Mardin'in Dargeçit ilçesinde Êzidî sığınmacılar için hazırlanan kampın sakinlerinden. Çetelerin girdikleri Şengal'de vahşice bir katliama girişip, evlerdeki altın, para, araç ve değerli eşyalara el koyduğunu belirten Sait, genç yaşta tanık olduğu bu trajediyi şu sözlerle anlattı: "Tam bir kaos yaşanmaya başladı. Kente giren çeteler ellerindeki bıçak, satır gibi kesici aletlerle kol, ayak ve baş keserken 'Allah-u Ekber' diye haykırıyorlardı. Bu vahşete fazla dayanamayıp kaçma fırsatı bularak, dağların ve çöllerin yolunu tuttuk."

'Gıda ve susuzluktan çamuru içiyor ve yiyorduk'

Şükür Asan (33) adlı sığınmacının sözleri ise ne kadar çaba gösterilse de yaşanılanların asla tam olarak anlaşılıp, anlatılamayacağının göstergesi.
"Söyleyeceklerimi belki yazarsınız ama yaşadıklarımızı en iyi biz biliriz. 7 gün dağlarda, çöllerde yürüdük. Bu yürüyüş hiçte kolay olmadı aramızda çocuk, yaşlı ve hasta insanlar vardı. Geçtiğimiz güzergahta çok ölü de bulduk, ama onları gömecek zamanız bile yoktu" diyen Asan, açlık ve susuzluktan, çamuru bile yiyip, içer halde olduklarını söz döktü.

'Kerboran halkının sıcaklığıyla çabucak birbirimizle kaynaştık'

Herhangi bir çatışma yaşanmadan korkudan evlerini terk ettiklerin söyleyen Leyla Hasan adlı yurttaş ise YPG ve HPG'lilerin bedenlerini siper ederek oluşturduğu güvenlik koridorundan birçok yakınlarını tahliye ettikten sonra dağ ve çöllerde kimi gurupların kendilerine eşlik ettiklerini söyledi. 
Yol boyunca da HPG'liler tarafından güvenlik önlemleri alındığını bildiren Hasan, "Ellerindeki gıda ve sularını bizimle paylaştılar. Dugur ve Dohla köyleri arasındaki güzergahın kapılarını bizlere açıp, Rojava sınırına ulaştırdılar ama Türk askeri bize çok zorluk çıkardı" diye konuştu.

Kerboran (Dargeçit) halkının kendilerine gösterdiği sıcaklığın çabucak birbirlerine kaynaşmalarını sağladığını da dile getiren Hasan, Kürtler arası dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu katliamdan geçirilmeleriyle daha iyi anladığını vurguladı.
 Devamını Gör

Etiketler :
HABER İLE İLGİLİ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
YAZARLAR

ARŞİV
ANKET
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz
  • İyi
  • Orta
  • Kötü

Site Haritası RSS Beslemeleri