• Dargeçit
    °C
  • Mardin
    °C
  • Şırnak
    °C

ADAM OLMAK

‘Adam olmak’, insan olmanın bir gereği. Eğitimin amacı da bunu gerçekleştirmek değil mi? Hayatımızı bu gayeye adar, çocuklarımızı adam olsunlar diye okuturuz.
2014-02-24, 10:56:06
Okunma: 2663
16 Yorum
resim

ADAM OLMAK

‘Adam olmak’, insan olmanın bir gereği. Eğitimin amacı da bunu gerçekleştirmek değil mi? Hayatımızı bu gayeye adar, çocuklarımızı adam olsunlar diye okuturuz.

2Okuturuz ama okuyup makam-mevki sahibi olmuş, ancak adam olamamışların hikâyelerini hiç unutmaz, çocuklarımıza da unutturmamaya çalışır, yeri geldiğinde konu ile ilgili çok bilinen hikâyeyi onlara da anlatırız.

Hikâye malum; “Çok eski zamanlarda yaşamış

bir ailenin bir türlü söz dinlemeyen bir oğlu varmış. ‘Dur’dan ‘sus’tan anlamayan bu delikanlıya babası; ‘sen adam olmazsın’

diyerek nasihat eder ama çocukta hiçbir değişiklik olmazmış. Oğlunun haylazlıkları canına tak eden baba bir gün yine dayanamamış ve ‘sen adam olmazsın’ diyerek azarlamış onu. Bu sözlere çok içerleyen genç adam evi terk etmiş. Okuyup adam olmayı, babacığına böylece bir ders vermeyi koymuş

kafasına. Uzun yıllar ailesini ne aramış ne sormuş, böylece izini de kaybettirmiş. Bu arada babasının kendisine söylediği;

“adam olmazsın” sözlerini de hiç aklından çıkarmamış.

Çalışmış çabalamış, önemli okulları bitirmiş ve sonunda emelini gerçekleştirerek vali olmuş. Artık babasına bir ders verme zamanının geldiğini düşünüyormuş. Babası ona ‘adam olmazsın’ demişti ama o vali bile olmuşmuş. İdaresindeki görevlilere; ‘Gidin, filan adamı alın getirin bana’ diye talimat

vermiş. Görevliler istenilen kimseyi bulup dikmişler

vali beyin karşısına. Yaşlı adam şaşkın; ‘Bir vali fakir bir köylüyü niçin çağırsın ki huzuruna?’ diye düşünmüş ama bir cevap

bulamamış. Üstelik ne bir suçu, ne de vukuatı varmış.

Büyük bir gururla yaşlı köylüyü huzuruna kabul eden vali bey, karşısında tedirgin bir vaziyette bekleyen adamcağıza gururlu

bir eda ile ‘İyi bak, tanıdın mı beni?’ diye sormuş.

Bu soruya bir anlam veremeyen ve huzuruna çıkarıldığı valinin kendi oğlu olabileceğini aklının ucundan bile geçirmeyen yaşlı

adam ‘Siz bizim vali beyimizsiniz efendim’ diyebilmiş sadece.

Yıllar önce evi terk edip giden ve bu güne kadar hiç haber alamadığı oğlunu aradan uzun yıllar da geçtiği için tanıyamamış.

Vali bey, babasından iyi bir intikam almanın gururu ile böbürlene böbürlene; ‘demek’ demiş ‘tanıyamadın beni öyle mi?

Ben senin oğlunum! Hani, ‘adam olmazsın’ dediğin oğlun. Sen bana ‘adam olmazsın’ diyordun ama gördüğün gibi ben vali oldum’ demiş. Meseleyi yenice anlayabilen ve kelimenin

tam anlamı ile bir şok yaşayan güngörmüş adam acı bir tebessüm ile oğluna bakarak, ‘evlat’ demiş. ‘Beni köyümden demek bunun

için getirttin yaka paça. Ben sana ‘vali olamazsın’ demedim ki. ‘Adam olmazsın’ demiştim. Şayet sen adam olsaydın, babanı

adamlarınla huzuruna çıkarmaz, bizi görmeye gelir, elimizi öper, hayır duamızı alırdın. Sen ise habersizce evi terk ederek

bizi sonsuz acılara boğdun. O gün bugün aradan geçen yıllara rağmen anacığının iki gözü iki çeşme ve sen bir gün yaşlı babanı

ayağına bu şekilde çağırarak beni haklı çıkarıyorsun. Düşün benim zavallı evladım, sen bunca okumanın ardından adam olsaydın böyle mi yapardın? Görüyorum ki sen hâlâ adam olamamışsın, demiş.

Bu muhteşem mesaj yüklü anonim Anadolu hikâyesinden yola çıkarak insanımıza, ‘büyük adam’ olsunlar diye okullara gönderdikleri çocuklarının öncelikle ‘adam’ olmalarını

temin yolunda gayret edilmesi gereğini hatırlatmalıyız.

Mukaddes kitabımızda müminler anlatılırken; “Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.” (Müminûn,

23/3.) buyrulması ve Peygamber Efendimiz’in duasında ilmin bile faydasızından Allah’a sığınması (Tirmizi, Daavat, 69; Nesei, İstiaze, 2.) bize bunu öğütlemektedir.

Peki, nasıl bir şeydir adam olmak? Her ne kadar biz giyinip kuşandığı kıyafetler içerisindeki herkesi insan olarak kabul

edip ona göre muamele etsek de hakikatte adam olmanın kişinin makamı, yaşı, cinsiyeti, giyim ve kuşamıyla ilgisi yoktur.

İnsanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçüt, onun sahip olduğu donanım ve bu donanıma uygun yapıp ettikleridir. Ezelde

Allah Teala insanı ‘ahseni takvim’ (en güzel bir biçimde, eşrefi mahluk) olarak yarattı. (Tîn, 95/4.) Ancak görevini layıkıyla

yapmayan, kulluğunun gereğini yerine getirmeyen kimseleri de ‘esfel-i safiline’ (aşağıların aşağısına) indirdi. (Tîn, 95/5.)

Allah nazarında insanı değerli kılan temel kıstasın da takva (yani Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşamak) olduğunu bildirdi. (Hucurat, 49/13.) Bu yüce değerden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Büyük makamlara ulaşmak, mala mülke ve şöhrete sahip olmak değildir esas olan. Allah Teala katında  

önemli olan şey, kişinin gönül dünyası ve amelidir. (İbn Mace, Zühd, 9.) Çünkü davranışları kendisini onurlandırmayan kimseyi harici hiçbir aidiyet onurlandıramaz.

“Kapılardan kovulmuş, üstü başı perişan nice insanlar vardır ki Allah’a yemin etseler Allah onları yeminlerinde haklı çıkarır.” (Müslim, Birr, 138, Cennet, 48.) buyuran Peygamber Efendimiz, insan onurunu tanımlamak için maddi sıfatlara bakmanın yanıltıcılığına işaret etmekte, Allah Teala’nın insanların dış görünüşüne ve mallarına değil, kalplerine ve işlerine

baktığını beyan etmektedir. (Müslim, Birr, 33; İbn Mace, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.) Hikâyemizden yola çıkarak ifade etmemiz gerekirse, dinimizde büyük öneme sahip

olan ilim dahi ancak sonucu ile değerlendirilmelidir. İşte, büyük gönül adamı Yunus bunu, “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendin bilmezsen / Bu nice okumaktır?” dizeleri ile Mevlana da; “Nice insanlar gördüm üzerinde elbise

yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.” vecizesi ile ifade etmektedir.

Erdemli ve şahsiyetli insan yetiştirmenin yolu takvâdan geçer. Kalbinde Allah korkusu taşımayanların durumu ortada.

İnsanlığın çektiği ızdırapları durdurmanın yolu Allah korkusunu kalplere yerleştirmek, insanlığı Efendimiz’in bizzat yaşayarak

örnek olduğu ve hadislerinde anlattığı İslam ahlakı ile bezeyerek adam etmekten geçmektedir. Ne var ki çoğunluk, geçici olanı

tercih ederek insanların gözünde büyük adam olma sevdasında. Oysa insanların değer verdiği şeylere ulaşmak aslında sanıldığı

kadar zor bir şey değil. Zor olan, büyük adam olmak değil, adam olmaktır!     (Kaynak Diyanet Dergisi Aralık 2013 )      (                

Etiketler :
HABER İLE İLGİLİ

16 Adet yorum yapıldı.

ilim
2014-03-07, 06:54:40, 88.225.84.237
kom;
Maşallah güzel konuları araştırıp bizlerle paylaştığın için minnettarız.
adam olmak
2014-03-05, 06:45:31, 195.175.87.166
midyat;
adam olmak öncelikle başka yerlerden (diyanet dergisi) yazı kopyalayıp ben yazdım dememektir. bu arkadaş diyanet dergisinden yazı kopyalayıp yapıştırıp sonra sanki kendisininmiş gibi pazarlıyor. konular güzel ona bir şey diyemeyiz keşke bunu dergiden aldığını belirtseydi. evlilik yazısı da aynı dergiden
GÜZEL BİR KONUYA DEĞMİŞSİNİZ DEVAMINI BEKLİYORUZ HOCAM ALLAH RAZI OLSUN
2014-03-04, 12:31:41, 213.43.162.237
süleyman UĞURTAY;
HOCAM ÇOK GÜZEL BİR KONUYU ANLATMIŞSINIZ DİLİNE SAĞLIK ALLAH RAZI OLSUN.MEMNUN OLDUM.
Adam olmak
2014-02-26, 20:50:07, 217.174.47.74
AHMET KARACA;
Kendini kalemiyle insanların hizmetıne adayan sizin gibi insanlara çok ihtiyaç olduğunu düşünyorum ALLAH EBEDEN RAZI OLSUN DARGEÇİTE SELAMLAR
İLİM ADAMI
2014-02-26, 14:55:52, 212.174.188.212
VEYSİ;
Tabiki doğru hikaye. En makul olan makam ve görev sizin mesleğinizdir. Ama tabiki sizin içiniz ayak uydurabiliyorsa. En yüce makamlardan olan ilim adamı olmak ne güzel bir şey. Sizde aynı sayfadan beni görebilirsiniz. Vergi haftası etkinlikleri nedeniyle resimlerimiz var. paylaşırsanız memnun olurum.
YAZARLAR

ARŞİV
ANKET
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz
  • İyi
  • Orta
  • Kötü

Site Haritası RSS Beslemeleri