Mecit ÇAVLI'nın yazısı
Destanlar yazılıyor,yeni kahramanlar doğuyor Yüksekova'da. Her bir kahramanlık öyküsü bir önceki kahramanları gölgede bırakıyor, yeni doğacak kahramanlara da ışık tutuyor.
Tayyip’in Gezi isyanı sırasında kahraman ilan ettiği polis, bu gün yine Yüksekova'da destan yazdı. Ve iki masum insanı; amca Reşit İşbilir yeğen Veysel İşbilir soğuk kurşunlarla meydanda öldürdüler.
Bu öldürülen insanlar yargılanmadı, mahkeme önüne çıkarılmadı, suçları ne olduğu bile bilinemedi. Sadece gösteride bulunduklarından dolayı üzerilerine kurşun yağdırdılar. Karla gelen soğuk ölüm aldı gencecik iki bedeni.
‘’Bir insan suçu ispatlanmadığı sürece masumdur.’’
Sözü hukukun neresinde duruyor hiç bilemedik.
Bu nasıl bir vahşettir , bu nasıl vicdansızlıktır, bu nasıl bir kahramanlıktır ? Bu ülkede can almak bu kadar mı sıradanlaştı ? Can ve malımızı korumakla yükümlü olan polis, bizim canımızı alıyor,gözünü kırpmadan bedenlere kurşun sıkıyor. Bu topraklarda ölüm artık kimseye yabancı değil. Ölümü meşrulaştırdılar kimse tepkisini ortaya koyamıyor, ölen Kürt olunca. Polis vahşetini göremeyen beyinlerde şöyle bir algı yaratılmaya başlandı . Türk polisi insandır. Türk polisi çocuk öldürmez, öldürüyorsa çocuk ölümü hak ediyordur. Türk polisi dayak atmaz, atıyorsa bir bildiği vardır. Türk polisi işkenceyle adam öldürmez, öldürüyorsa bu ölen adamın suçudur. Türk polisi 1 Mayıs’ta yerdeki insanı tekmelemez, tekmeliyorsa ayağı çarpmıştır. Türk polisi Yüksekova’da çarşı merkezinde masum insanları öldürmez, öldürüyorsa teröristir der.
Umarsızca davranan polis sonra hastanelerin camlarını kırıyor oradaki hastalara gaz bombası atıyor; hasta, yaşlı, kadın,çocuk demeden barbarca hastanenin içine giriyor, kimse sen ne yapıyorsun yahu diyemiyor.
Evet bu ülkede artık can almak sıradanlaştı. Herkes sus pus, herkes üç maymunu oynuyor. Gezide omuz omuza mücadele eden halklar nerede? Siz Yüksekova'daki çığlığı duymuyor musunuz, gözler önünde vurulan gençleri görmüyor musunuz, bu kahrolası sessizliğiniz niye?
Herkes hatırlayacaktır 6 Aralık 2008 tarihinde Yunanistan'ın başkenti Atina'da 16 yaşındaki Alexandros Grigoropoulus bir polis kurşunuyla öldürüldü. Ve başkent Atina’da günlerce bu cinayet protesto edildi. Burada hükümete can almak o kadar da kolay değil mesajı verildi.
Bizim ülkemizde ise maalesef ateş düştüğü yeri yakıyor.
Türkiye'de hiç bir zaman objektifliğini kazanamamış medya, öldürülen bu insanların bedenlerine kılıf uydurarak örgüt üyesi ilan etti. Ve medya bu iki demir doğrama işçisini örgüt üyesi olarak haberlere servis etti.
Maalesef oradaki kişilerin de insan olduğunu, onların da can taşıdığını ve onlarında senin gibi yaşama hakkının olduğunu unutup yazılıp çiziliyor her şey. Ki bu iki insanın demir doğrama işçileri olduğu acık bir şekilde belgeler var.
Yıllardır bu çoğrafyada suskun olan medya, suskunluğunu bozunca da başkalarının ağzıyla konuşuyor. Bunun için artık sizin sunduğunuz haberlere söylediğiniz tek kelimeye dahi kimse inanmıyor. Gerçekleri yazmakta ve konuşmakta kormaya başladı herkes .Kendi gerçeklerinizden ne kadar kaçabilirsiniz bilmiyorum ama bildiğim bir şey var bu kanlı kar bir gün hepimizin başına yağacağıdır.
